Sinema

Eyl17

Çocuğunuzun 12 Yaşına Basmadan İzlemesi Gereken 60 Film - Bölüm III

 |  Kategori: Sinema  |  Yazan: Burak Göral  |  Yorum: 0 yorum

Listenin ilk bölümünde söylediğim gibi, etrafımda güvendikleri birinin hazırladığı, çocukların sinema zevklerini geliştirici filmlerden oluşan bir liste arayan çok ebeveyn vardı. Bir akşam oturdum bir liste oluşturdum... Sonra yetmez dedim, nedenlerini de kısaca yazayım dedim...
Rahatlıkla 100 filme ulaşacak listeyi 60’da sınırlayıp kronolojik olarak sıraya dizmeyi planladım.. Listenin ilk iki bölümü çok büyük ilgi gördü... Yazılı basında kimi köşe yazarlarının da dikkatini çekerken, internette paylaşım üzerine paylaşım aldı... Pek çok blogger anne ve öğretmen, listeyi büyük bir özenle paylaştı ve bağırlarına bastı. İnanılmaz ama yüzlerce mesaj aldım, Facebook’tan, blogtan ve mailler üzerinden... Medya sektöründen, aile çevremden, arkadaşlardan, oğlumun arkadaşlarının ailelerinden, pedagoglardan, psikologlardan, öğretmenlerden çok güzel geri dönüşler aldım... En çok da annelerin tebrik ve teşekkürleri beni çok mutlu etti. Böyle çocuğunun duygu dünyasını bu kadar önemseyen anneler varken, ne olursa olsun bu toplumun sırtı yere gelmez diye düşündüm çoğu zaman... Çünkü bu anneler bu filmleri oturup çocuklarıyla birlikte izliyorlardı. Çocuklarıyla paylaşarak, onlarla konuşarak, iletişim kurarak... Sonra da bana çocuklarıyla geçirdikleri bu harika zamanlar için teşekkür ediyorlardı... Bir sinema yazarının, bir sinema yazarı olarak işe yaradığını hissettiği nadir güzellikteki zamanlardı bunlar... Buradan bütün bu sinemasever annelere çok teşekkür ederim...
Yüzbinleri bulan okur ilgisinde birkaç tane sert tepki aldım sadece. Onlar da henüz ebeveyn olmamış insanlardı. Onları da suçlayamam 12 yaşındaki çocukları biraz da kendi çocuklukları gibi düşünüyor olmalılar. Oysa bizim çocuklarımız internetin içine doğdular. Mesela ben oğluma “eskiden cep telefonu yoktu” dediğimde 5 yaşında filandı, yarım saat gülmüş, onu kandırıyorum sanmıştı! Benim kuşağım 12 yaşındayken sokaklardaydık, şimdikiler tabletlerinin bilgisayarlarının başındalar çoğunlukla. 
Çocuklarınızın zekasına güvenin... 

Birkaç kere çocuk filmleri yapmak isteyen yapımcılara senaryo danışmanlıklarında bulundum. Onlara yaptığım ilk tavsiye, çocukları ‘düşük zekalı’ gibi görmemeleri gerektiğiydi... Hikayenizin karmaşık olmasından korkmayın ve hikayelerinizi çocuklar anlayacak diye zeka seviyesi en düşük şekilde anlatmaya kalkmayın... Bir süre çocuk kanallarında gezinin, neler neler izliyorlar. Bıraksanız daha neler izleyecekler ve anlayacaklar... iPhone’unuzu yarım saatliğine onun eline bıraktığınızda her şeyi, sizin bilmediğiniz özellikleri bile, keşfetmiş olarak size geri veren çocuklar bunlar...   
Bazı annelerin-babaların ise bazı filmleri ‘daha denemeden’ uygun görmemelerini bir kenara bırakın bu filmleri önermeyi bile abes bulmaları beni şaşırtıyor. Birkaç kişi de bazı filmleri sanatsal değeri yüksek diye, ya da kendi egomu tatmin etmek için önerdiğimi algılamışlar. Çocukların filmlerin sanatsal içeriklerini anlaması değil benim burada amaçladığım şey. Mesela şöyle düşünün; kitap okumakla arası çok iyi olmayan ‘görüntü çağına ait’ bir çocuğa filmlerle ulaşmak, bazı değerli meseleleri onların üzerinden anlatmak hiç de yanlış bir şey değil! Amacımız onlara sanat aşılamak değil, bazı önemli meseleleri iyi filmler üzerinden anlatabilmek...  
Bazı filmlerdeki küçük korku öğelerinden de korkmayın, masalların çoğu korku duygusundan faydalanır. Korkmak hepimizin bir ihtiyacı, belli ölçüde fantastik hikayelerle tatmin edilmeleri gerekir. Yoksa olmadık yer ve durumlarda yakalar bizi korkularımız! Tabi ki sonuçta çocuğunuzu en çok siz tanıyorsunuz, neyi izletip izletmeyeceğinizin son kararı size aittir. 
Bu filmlerle büyümeyen çocuklara ne olacak peki? Böyle bir şey yok aslında... Yani büyük olasılıkla 60 filmin tamamı yayında olduğunda siz de göreceksiniz ki bu filmlerin en az 20-30 tanesini sinemadan, TV’den ya da DVD’lerden, internetten zaten izlemiştir çocuğunuz... (Kronolojik olarak dizdiğim için son 12 tanesi zaten tümüyle yalanmış yutulmuştur!)  
20 yıldır film eleştirmenliği yapıyorum. Son 10 yıldır da senaryo yazıyorum... Şuna artık çok eminim... İyi filmler meraklılarını mutlaka bulur. Bu filmleri çocukken kaçırmış pek çok ebeveyn şimdi oturmuş çocuklarıyla beraber ilk kez izliyorlar mesela!

Yine belirteyim; listeden alıntı yapmak izne tabidir...  
Bu sitede yazan her yazıda olduğu gibi bu listedeki tüm yazılı materyalin basım hakları da bana aittir... Nitekim çok yakında çok daha zengin bir içerikle başka formatlarda karşınıza çıkacak..

Evet, işte karşınızda listenin 3. bölümü... 
İyi seyirler dilerim...

Burak Göral

 

25. HİÇ BİTMEYEN ÖYKÜ / THE NEVERENDING STORY (Wolfgang Petersen, 1984)
Çocuk romanları yazarı Michael Ende’nin ünlü fantastik romanı “Hiç Bitmeyen Öykü” 80’li yıllarda daha çok Limahl’ın aynı adlı şarkısıyla zihinlerde yer etmişti. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, yalnız bir çocuk olan Bastian, filmin hemen başında babası tarafından küçük bir uyarı alır. Annesinin yasını tutarak, hayal dünyasına sığınarak ve sadece kendisini kitaplara vererek yaşamayı sürdürmemelidir. Babanın iyi niyetli ama yanlış ifade ettiği temenniler Bastian’a iyi gelmez. Zaten okuldaki üç zorba çocukla da başı derttedir. Onlardan kaçarken sığındığı bir kitapçı dükkanının yaşlı bir satıcısı ona bir kitap önerir... Bastian bu kitapla Fantasia adlı hayali bir evrende geçen büyük bir maceraya tanık olur. Kitabı sadece okumakla kalmaz, kitaptaki olaylara yön veren bir rolü olduğunu da keşfeder...
Bastian’ın okuduğu kitaptaki Fantasia evreni aslında tüm insanların hayallerini barındıran bir “hayal dünyası”dır ve büyüklerin hayal dünyasından vazgeçmesi yüzünden yokolma tehlikesi altındadır.. Ende’nin alegorik yaklaşımı çok enteresan ve küçük kahramanını aslında o kadar karamsar bir dünyanın içinde o kadar çaresiz bırakıyor ki uzun süre... Neyse ki finale doğru her şey toparlanıyor. Çocuklara hayal dünyalarının korumaları gerektiği, umutsuzluğa asla yenilmemeyi ve kitap okumanın ne kadar özel bir şey olduğunu anlatmak için uygun bir film... 
Nereden bulabilirim: Filmin Türkçe dublajlı DVD’si ülkemizde satışa çıkmıştı... İnce bir aramayla hâlâ bulunabilir... İkinci hatta üçüncü filmi de var ama hiçbiri ilki kadar iyi olamadı... 
 


 

26. PEE-WEE’NİN BÜYÜK MACERASI (Tim Burton, 1985)
7-8 yaş için gayet uygun bir Tim Burton filmi “Pee Wee’nin Büyük Macerası”. Çocuklar için Mr. Bean gibi sayılabilir. Aslında çok çok sevdiği kırmızı bisikleti çalınınca onu bulmak için ülkeyi baştan başa kateden aşırı çocuk ruhlu Pee Wee Herman’ın macerasında kimi kabus sekansları daha küçük seyirciler için biraz ürkütücü gelebilir. Ama rengarenk atmosferiyle eğlendirirken, Tim Burton’ın daha sonraki filmlerinde de kendisini çokça gösterecek olan grotesk hikaye anlayışı onları daha karmaşık filmlere de kolayca hazırlayabilir...  Çok da eğlenceli bir film olduğunu da ayrıca belirtmem gerek. 
Hazır yeri gelmişken aynı yaş grubu için Burton’ın “Noel Gecesi Kabusu” (The Nightmare Before Christmas) filmini de buradan önereyim... Çocukların korku filmlerine ve hikayelerine olan merakını komediyle ve iyi bir hikayeyle harmanlayan bu eşsiz stop-motion film ailece de izlenebilecek nefis bir film. Yine de çok hassas çocuklar için 7 yaş da erken gelebilir... Burada karar anne-babalara düşüyor biraz...  
9-10 yaşından itibaren de başka bir Tim Burton başarısı, “Beter Böcek” (Bettlejuice) izlenebilir...  
Nereden bulabilirim: DVD’si ülkemizde bir ara raflarda görünse de çok kısa sürede tükendi. İnternnetn izleyebilir ya da Amazon’dan isteyebilirsiniz... “Noel Gecesi Kabusu” ve “Beter Böcek” filmlerinin DVD’leri raflarda mevcut...
 
  1. HAZİNE AVCILARI / THE GOONIES (Richard Donner, 1985)
1980’lerin en sevilen çocuk filmi kesinlikle “Hazine Avcıları”dır. Bir sahil kasabasında, geniş bir otoyol geçeceği için istimlak edilme tehditiyle karşı karşıya kalan, evlerini kurtarmaya çalışan bir çocuk çetesi büyük bir maceraya atılırlar. Buldukları bir hazine haritasını takip ederek bir haydut çetesinin sığındığı eski bir evin bodrumuna inerler ve ünlü bir korsanın hazinesini ararlar. 
“Hazine Avcıları” büyümenin eşiğine gelmiş çocukların güzel bir amaç için bir araya gelip, abi ve ablalarının da yardımıyla, birbirlerinden güç alarak ve birbirlerinin en iyi özelliklerine saygı duyarak bir görevi başarmalarını anlatıyor. Esprili sahneler, heyecanlı durumlar, Cyndi Lauper’ın neşeli şarkısı ve harika çocuk oyuncularla dolu tam bir aile komedisidir bu film. Özellikle Chunk adlı obur çocuk film boyunca bir şeyler yemeye çalışmasıyla her izleyenin en gözde kahramanı oluyor filmde... 
Nereden bulabilirim: Malesef DVD’si çıkınca çabuk tükenen filmlerden biri oldu “Hazine Avcıları”. Şu an belki gittigidiyor.com’dan temin etmek mümkündür. Filmi internetten de bulmanız mümkün...
 
28. GELECEĞE DÖNÜŞ ÜÇLEMESİ / BACK TO THE FUTURE (Robert Zemeckis, 1985)


 

“Geleceğe Dönüş” filmlerini çocuklarına 4-5 yaşında izleten ebeveynler tanıdım... Bazı filmleri de çok erken tüketmemek lazım... Marty McFly’ın çılgın profesör arkadaşının icadı olan zaman makinasıyla zaman içinde gidip gelmesi, kendi kişisel tarihiyle zırt pırt oynaması, sonra onu düzeltme çabaları gibi karmaşık bir hikayeye sahip filmin çok küçük yaşta harcanmaması gerekiyor. Filmin en keyifli özellikleri en çok 8 yaşından sonra çıkar. Yine de ebeveyn desteğiyle izlenmesi, çocuğun sorularına cevap vere vere izletilmesi en uygunu... 
Üç filmdeki şiddet içerikli kimi sahneler de mizahla abartılı hale getirilmiş. Günümüz çocukları bunları gerçek şiddetten ayırabilir merak etmeyin. Ama filmde çok küçük seksi imalar da yok değil. Marty kendi ailesinin gençliğine gittiğinde genç annesi bir dizi yanlışlık sonucu babası olacak adamdan değil Marty’den hoşlanıyor mesela (annelik içgüdüsüyle biraz da) ve onu öpmek istiyor...
TV’de izlenen kimi animasyonlar ve dizilerde bu tip öpüşme sahnelerinden çok rahatsız olan çocuklar için rahatsızlık verebilecek kimi flörtöz açılımları var bu filmlerin. Ama bunları çoktan aşmış çocuklar için bu sahnelerde hiçbir sakıncalı durum yok. Çıplaklık konusunda rahat olabilirsiniz, ters bir durum yok (ikinci filmdeki silikon esprisi cinsel anlamda uyanmamış çocuklar için de komik gelebilir.) Kimi argo ifadeler de Türkçe dublajda ve altyazılarda yumuşatılmışlar... 
“Geleceğe Dönüş” karmaşık ama rahatça çözülebilecek hikaye yapısıyla çocukların nispeten kompleks hikayelere olan alışkanlıklarını etkileyecek, hayal dünyalarını güçlendirecek eğlenceli bir film... 
Nereden bulabilirim: Üç filmin de bir arada olduğu DVD ve Blu-ray paketleri mağazalarda mevcut... Türkçe dublajı da var ama TRT’deki Yekta Kopan’ın Marty seslendirmesi bir başkaydı açıkçası...
 
29. YANIMDA KAL / STAND BY ME (Rob Reiner, 1986)
Tam 12 yaş filmidir “Yanımda Kal”. Bu yüzden 12 ve sonrası erkek çocuğunuzla birlikte izlemek en doğrusu olacaktır... O zaman filmdeki kimi detaylar çocuklar için rahatsız edici olmaktan çıkmaya başlar...
1960’lı yıllarda Amerikan kırsalında yaşayan 12 yaşlarında dört arkadaş, ilkokulu yeni bitirmişlerdir. Önlerinde yeni bir gelecek var ama nasıl bir gelecek belirsiz... Belki de birlikte geçirecekleri son yazda beraber iki günlük bir yolculuğa çıkacaklar ve bu yolculuk sinemada çıkılan her yolculuk gibi aslında kendi içlerine yapacakları bir yolculuğa dönüşecektir...
Uyarlandığı hikayenin yazarı Stephen King’in de dediği gibi; yolculuğa çıkan erkeklerden hep iyi hikayeler doğar. Arkadaşlarının cesedini bulmak için bir tren yolunu takip eden dört tane çocuktan kötü bir hikaye çıkması da neredeyse imkansızdır. Nitekim yol boyunca içlerinden birinin de dediği gibi “oğlanların kızları keşfedene kadar önemli sandığı her konuda” konuşurlar. 
Erkek çocuklarının hayatını şekillendiren, onların karakterlerine işleyen kimi tecrübeler vardır. Bu dört çocuk da bunların bazılarını yaşıyor hayatlarının o günlerinde: İlk kez ölüm gerçeğiyle karşılaşmak, ilk kez gerçek bir tehdide maruz kalmak, ciddi bir kavgayla burun buruna gelmek, ilk kez evden uzaklaşmak ve ilk kez ebeveynleri tarafından hayal kırıklığına uğratılmak... Bu dört çocuğun aralarındaki en belirgin ortaklık tam da burada gösteriyor kendisini; hepsi de baba sevgisinden mahrum kalmış çocuklardır. Ebeveynlerinde bulamadıkları büyük destekleri birbirlerinde ararlar. Birbirlerinin omuzlarında ağlarlar, itiraflarda bulunurlar...
“Yanımda Kal” büyümenin hüznünü de içeren büyük bir dostluk filmidir... 
12 yaşından itibaren baba-oğul çok iyi gider.. 
Nereden bulabilirim: Filmin DVD’si ülkemizde bulunmakta..
 
30. THE PRINCESS BRIDE (Rob Reiner, 1987)
Ülkemizde pek bilinmese de pek eğlenceli bir masal filmidir “The Princess Bride”. Senaristi William Goldman’ın kendi yazdığı romanından senaryolaştırdığı film, klasik prensesli masalların daha çok aksiyona ve komediye hatta parodiye evrildiği bir hikayeye sahip. Goldman’ın romanı daha çok yetişkinlere yönelik olsa da filmi de hayli çocuksu bir eğlence kaynağı...
Dünyanın en güzel prensesi olan Buttercup, kötü bir prensle nişanlanıyor ama gerçek aşkını ondan yıllar önce tanımış ve onu kaybetmiştir aslında. Düğünden hemen önce üç haydut tarafından kaçırılır ama gizemli bir maskeli adam onu kurtarmaya çalışır. Ancak başedilmesi gereken asıl kötü Buttercup’ın kibirli nişanlısıdır...
Robin Wright’ın en güzel zamanını da içinde barındıran film, bugünün dev bütçeli macera/aşk filmlerinden çok daha sakin bir tonda ama komik diyalog ve durumlarla süslü enteresan bir masal film. Gerçek sevginin zamana karşı nasıl da direndiğini anlatan, özellikle annelerin de kendilerini kaptırabilecekleri bir film. Çocuğunuzun ilk aşk filmi olabilr aynı zamanda... 8 yaşından itibaren kız-erkek çocuklarınıza gönül rahatlığıyla izletebilirsiniz... 
Nereden bulabilirim: Ne yazık ki DVD’si ülkemizde çıkmadı... Ancak internetten ve Amazon’dan bulabilirsiniz...
 
31. KOMŞUM TOTORO / TONARI NO TOTORO (Hayao Miyazaki, 1988)
Nihayet bir Miyazaki filmi... Listeyi kronolojik sıoraya göre hazırlayınca Miyazaki filmlerine anca 80’lerin sonunda ulaşabildik...
Büyük üstat Hayao Miyazaki’nin filmografisinde boş yok aslında. Ben listeye özellikle iki filmini koyuyorum. İlki “Komşum Totoro” tabi ki. Hatta Miyazaki filmlerine başlangıç yapmak için de en uygun film bu. 4 yaşından itibaren çocukların ilgisini çekebilecek tatlı mı tatlı, şahane bir çocuk klasiğidir.
Anneleri hasta olan iki kız çocuğu, biri 10 diğeri 4 yaşında, babalarıyla birlikte kırsal bir bölgede yeni bir eve taşınıyorlar. Kızlar yeni evi keşfederken bir takım sihirli küçük yaratıkların varlığına da şahit oluyorlar. Sonra evlerinin hemen yakınlarında bunların en büyüğü olan “Totoro”yla tanışıyorlar.
Miyazaki filmlerinin kahramanları, özellikle de küçük kız çocukları özgür bir şekilde etraflarını keşfeden, meraklı ve hayal dünyaları çok geniş kızlardır. Batıda bile bazı aileler bu filmlerin bu özelliklerine takıklardır. Ama ben buna takılmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Miyazaki filmleri hayal dünyası çok geniş hikayeler barındırırlar, çevrecidirler, iyi mesajlar veren, duygusal ve çok insancıl filmlerdir.
Totoro’da da tüm Miyazaki filmlerindeki iyi özelliklerin tümünü bulabilirsiniz. Sonra da “Küçük Cadı Kiki”, “Küçük Deniz Kızı Ponyo”, “Gökteki Kale”, “Rüzgarlı Vadi” gibi filmlerle devam edebilirsiniz... (Prenses Mononoke, ustanın nispeten en sert filmlerinden biri, onu biraz daha büyük yaşlara saklayın derim ben...)  Bu listede bir Miyazaki filmine daha özel bir yer açacağım ilerde: o da “Ruhların Kaçışı”... 
Nereden bulabilirim: Bütün Miyazaki filmlerinin ve Stüdyo Gibli’nin diğer filmlerinin DVD’leri ülkemizde satışta rahatça bulunabiliyor... 

32. KÜÇÜK DENİZKIZI / THE LITTLE MERMAID (1989)
Hans Christian Andersen’in en ünlü masllarından biri olan “Küçük Denizkızı” Disney’in de en hüzünbaz animasyonlarından biridir... Güzel sesli, güzel denizkızı Ariel’in kandırılış hikayesini anlatır. Bir fırtınada kurtardığı Eric adlı prense aşık olan Ariel deniz cadısı Ursula’yla bir anlaşma yapar. Eric’le mutlu olabilmek için insan olmak istiyordur. İki bacak karşılığı sesini vermeye hazırdır. Ancak üç gün içinde Eric’i bulup onu öpmelidir. Bu olamazsa Ursula’nın sonsuza dek kölesi olacaktır...
Evet içinde bir erkekle mutlu beraberlik yaşamayı arzulayan ve onu bulup öpmek zorunda olan bir genç kız var! Ama yine de küçük kız çocukları için erken bir uyanış sayılmaz Ariel’in macerası. Pamuk Prenses de Uyuyan Güzel de öpücükle iyileşmiyorlar mı? 6 yaşından itibaren özellikle kız çocukları için uygun bir film. Masalın mutsuz finali çocukların morali bozulmasın diye değiştirilmiş. Bazı yan komik öğeler eklenmiş ve pek de güzel müziklerle donatılmış. 
Ariel’in inatçılığı, cesareti ve kararlılığı kız çocukları için doğru örnek teşkil edebilir. Hatta kızınızla Ariel’in bu kadar güçlü bir kadın karakter olmasına rağmen, yaptığı büyük hatayı (Ursula’yla hiç adil olmayan bir anlaşma yapması) tartışabilir, onunla güzel bir sohbetin kapısını açabilirsiniz... 
Nereden bulabilirim: Filmin DVD’si ülkemizde çıkmıştı birkaç kez... Disney yapımı bir devam filmi de mevcut. Ancak ikinci film ilki kadar etkili değil... 

33. AYI / THE BEAR (Jean Jacques Annaud, 1989)
Filme adını veren ayının kimi vahşilikleri var film boyunca, tamam. Bir geyik filan avlıyor, yiyor. Başka hayvanlarla da dalaşıyor, başka hayvanlar da başka hayvanları avlıyor... Yani vahşi hayatın tüm dengesi filmde bir şekilde kuruluyor. Hatta hayli uzaktan çekilmiş bir ayılı çiftleşme sahnesi de yok değil! Gerçek hayvanlarla ve çok iyi üretilmiş kimi taklitlerle yapılmış çekimlerde ünlü oyuncular hayvanlara seslendirme yapmamış, hatta filmde neredeyse hiç diyalog yok!
Annesini avcılar yüzünden kaybeden bir yavru ayının avcılarla girdiği mücadelenin filmi insanın yıkıcılığı ile doğanın mücadelesini anlatıyor. 7-8 yaşlarındaki çocuklar için biraz erken sayılır. Doğanın bu kadar vahşi yüzüyle karşılaşınca şok olabilir ve yavru ayının çilekeş yolculuğuyla duygusal olarak sarsılabilir... İzletmek için 10 yaş ideal. 
Filmi izledikten sonra çocuğunuzla insanların hayvanlarla olan ilişkilerini uzun uzun konuşabilirsiniz. Hem bu belgeselimsi filmle de belgesel sinemasına da hazırlık yapmış olursunuz... 
Nereden bulabilirim: Filmin DVD’si ülkemizde rahatça bulunabilmekte... 

34. EVDE TEK BAŞINA / HOME ALONE (Chris Columbus, 1990)
Dünya çapında kimsenin beklemediği büyük bir başarı kazanan “Evde Tek Başına”, aslında çok basit bir formüle sahip. Yaramaz çocuk filmlerinden, slapstick komedilere bir dizi ilham kaynakları vardır. Kalabalık bir ailenin çıkacakları Noel tatili hazırlıkları içinde çocuklardan birini evde unutmasıyla başlayan hikaye eve girmeye çalışan iki hırsızın ortaya çıkışıyla şenlenir... 8 yaşındaki zeki çocuk Kevin evini ve kendisini cansiperane bir şekilde korur...
Kevin ve hırsızlar arasındaki mücadele “Tom ve Jerry” çizgi filmlerini andırır ve buradaki şiddet aynı o çizgi filmlerdeki mantıkla bir araya getirilir. Kevin’in hırsızlara kurduğu tuzakların son derece can yakıcı ve hatta öldürücü sonuçları vardır normalde... Bu filmi çocuklara izletirken bu farkındalığı da onlara belirtmeliyiz ki benzer numaraları denemeye kalkmasınlar... 
“Evde Tek Başına” Kevin’in korkularının üstesinden gelebilmesi açısından, çocukların kendilerine olan özgüvenlerine fayda sağlayabilecek aynı zamanda da kahramanının bir çocuk olmasından dolayı çok da eğlenecekleri bir film olacaktır... 
Serinin ikinci filmi de ilkinin benzer özelliklerini taşıyor. İlk filmdeki ihtiyar adamdan çok korkan Kevin, ikinci filmde de parkta yaşayan kuşçu kadından çok korkuyor. Çocuklarınıza bu karakterlerin aslında korkunç olmadıklarını Kevin’in de bir süre sonra bunu anladığını anlatın... 
Nereden bulabilirim: Home Alone serisinin üç filmi de Türkiye’de DVD olarak çıktı. Amerika’da video filmleri olarak 4 ve 5 de çekildi ama çok düşük filmler oldular ve bizde hiç çıkmadılar. Üçüncü filmde Macaulay Culkin yok. 

35. GÜZEL VE ÇİRKİN / BEAUTY AND THE BEAST (Gary Trousdale, Kirk Wise 1991)
“Güzel ve Çirkin” (La Belle et la Bête) aslında ağızdan ağıza yayılan bir halk masalıdır. 18. yüzyılda ilk kez Jeanne-Marie Le Prince de Beaumont adlı bir Fransız yazar tarafından derlenip kitaplaştırıldığı için onun adıyla anılır. Güzel bir masaldır. İyiyi ve güzeli herkesin sevdiğini, önemli olanın çirkinin, kötülüğün ardındaki iyiliği ve sevgiyi keşfetmek olduğunu anlatır. Belki bir “Pamuk Prenses” ya da “Külkedisi” masalları kadar ünlenememiştir, hatta Disney’in 1991 yapımı devrimci animasyon filmi yapılana kadar da epey geride kalmış bir masaldır.
Kayıp babasını arayan güzel Belle’nin karşılaştığı Canavar, aslında bir büyü yüzünden bu hale gelmiş bir adamdır. Dışının çirkinliği yıllar içinde içindeki iyiliği de yok etmiştir. Ancak Belle, onun yeniden özünü bulmasını sağlayacaktır elbet...
Disney’in her açıdan en güçlü animasyonlarından biri, aynı zamanda iyi bir müzikal. 6 yaşından itibaren izletilebilir ama bazı hassas çocuklar canavarın bağırıp çağırdığı kimi sahnelerinden biraz ürkebilirler. 
Nereden bulabilirim: Filmin Türkçe dublajlı DVD’si ülkemizde rahatça bulunabilmekte... 

36. JURASSIC PARK (Steven Spielberg, 1993)

Batıda uzmanların 12 yaş sınırını tavsiye ettiği filmi korku eşikleri hayli yüksek günümüzün 8-9 yaşındaki çocukları da izleyebilir aslında. Sonuçta bir dinozor hayranlığı içinde büyüyorlar. Dinozorların etobur olanlarının ne kadar tehlikeli olduklarının da aslında farkındalar. Ama bazı hassas çocuklar için 12 yaşını beklemek kesinlikle daha doğru... 
Eğer “benim çocuk bunu kaldırabilir” diye düşünüp, “Jurassic Park” filmlerini çok beklemeden 8-9 yaşında izletmeye kararlıysanız, yine de kimi vahşi dinozor sahnelerini hızlı geçmenizde fayda var. Yalnız üçüncü filmin diğerlerinden daha ‘yetişkin işi’ olduğunu belirtmekte fayda var... 
Dinozor filmleriyle ilgili olarak 2000 yapımı bir Disney animasyonu olan “Dinozor”u (Dinosaur) da öneririm. 
Nereden bulabilirim: Jurassic Park serisinin Türkçe dublajlı DVD’leri ülkemizde rahatça bulunabilmekte...

Blog Adresim için: Bir Film Sevdim

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için