Sinema

Eyl1

Çocuğunuzun 12 Yaşına Basmadan İzlemesi Gereken 60 Film - Bölüm II

 |  Kategori: Sinema  |  Yazan: Burak Göral  |  Yorum: 0 yorum

25 Ağustos Pazartesi günü bloguma bir yazı attım... Bu yazı öncekilerden farklı olarak bir listeden oluşuyordu. Kendi oğlumla yaşadığım film izleme tecrübelerini ve çocukların bilişsel gelişimlerine ve hayal dünyalarına iyi olduklarına inandığım, onlara çeşitli duygular ve yaşamsal kavramlar konusunda destek olabilecek filmlerden bir liste oluşturmaya başladım.
Durup dururken olmadı elbet, onca işimin arasında vakit ayırıp bunu yapmamın bir sebebi vardı. Birincisi yıllardır ebeveyn arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde bana sıkça sorulan sorulan ve ihtiyaç duyulduğu aşikar olan bir konuydu bu. İkincisi etrafımda çocuklarıyla sinema kültürü başlığı altında zaman geçirmek isteyen ailelerin yaptıkları yanlış film seçimleri... Mesela çocuklara daha 4-5 yaşındayken “Yüzüklerin Efendisi”ni seyrettirmek... Ya da çocuk biraz büyüyünce hemen aksiyon tarafı ağır basan filmlere yüklenmek. Ya da baba-oğul “Recep İvedik”e gitmek...
Bir gün oğlumu parka götürdüğümde başka bir babayla sohbet ederken yaşadığım küçük bir olayı anlatmak isterim. Baba sinema yazarı olduğumu öğrenince oğlunu yanına çağırdı ve en fazla 5 yaşında olan çocuğuna “oğlum Recep İvedik nasıl gülüyordu bir göstersene” dedi.. Çocuğun sesini kalınlaştırarak “hohahah” diye gülmesini hayret dolu bakışlarla izlemiştim. Babasının keyfine ise diyecek yoktu. Gurur duyuyordu oğlunun Recep İvedik performansıyla...
Bir eleştirmen olarak Recep İvedik filmlerinin düşmanı olduğumu söyleyemem. Otutup eleştirilerini yazdığım, senaryo derslerinde de hakkında çok konuştuğum oldu. Benim için üzerine yazılar yazılacak bir vaka olarak güzel malzemedir, sektör için de faydalı olduğunu düşündüğüm kimi özellikleri vardır. Ancak bir baba olarak çocuğumun henüz bir sürü duygu ve düşüncesi daha oturmamışken daha iyi ve doğru filmler izlemesini tercih ederim...
Sonra 60 filmilik bir liste oluşturdum. İlk 12 tanesini hemen yayınlamak istedim. Böyle bir ilgi beklemiyordum açıkçası. Sosyal medya sayesinde inanılmaz bir hızla ve ilgi bombardımanıyla yayıldı. Mailler, mesajlar yağmaya başladı. Bir sürü ebeveynden çok güzel mesajlar aldım... Yine Türkiye’nin dört bir yanındaki öğretmenlerden çok güzel ve beni çok duygulandıran mektuplar aldım... Sadece günümüz vizyon animasyonlarına ya da süper kahraman filmlerine mahkum olmuş anne-babalardan müthiş destek mesajları aldım... Çok mutlu oldum doğrusu... Bu kültür erimesi içinde böylesi sorumlu anne babaların varlığından da ayrıca mutlu oldum...
Geçen listede bir film bazı velilerin “hadi canım o yaşta çocuk bundan ne anlar, yazar uçmuş” gibisinden tepkilere yol açtı. Akira Kurosawa’nın “Yedi Samuray” filmini oğlum 8 yaşındayken iki bölüme ayırarak izledik. Konuşa konuşa ve büyük bir zevkle... Anne babalar tabi ki çocuklarını iyi tanırlar, neyi sevip sevmeyeceğini tahmin de edebilirler.Ancak bakın, çocuklarımız bize mecbur bir şekilde yaşamak zorunda olan az gelişmiş varlıklar değiller. Onlar bizim yanımızda büyüyen küçük insanlar. Onların her gün birşeyler öğrenen zehir gibi zekaları var. İyi film-kötü film ayrımını da yapabilirler... Çok film izledikçe ya da kitap okudukça hikayelerin katmanlarını anlayabilirler. Mesele hangi yaşta neyi önüne koyduğunuz. Çünkü grafik şiddet ya da aşırı özendirici anti-kahramanlar, defolu filmler onlara ciddi sorunlar verebilir.Çocuklarınızın zekasına güveniniz. Listedeki filmler için yazdıklarımı okuyup çocuğunuzun yaşına ve kişiliğine uygun olup olmadığına bakarak onu izlettirin. Hatta belki önce siz bir izleyin.
Çocuğunuza iyi filmler seçmek için film eleştirmeni olmanıza da gerek yok. Bu listelerdeki filmler de dahil, yararlı olduğunu düşündüğünüz bazı filmleri denersiniz. Baktınız ki izleyemiyor, bin dereden su getiriyor -ki bazı çocuklar için malesef geç kalınmıştır artık- o zaman izletmezsiniz, bu kadar basit. Zaten hazırladığım bu listelerde son derece eğlenceli filmler de var... Özellikle de bu listede... 
 
II. Bölümdeki filmler kronolojik sıralamanın 60’lardan 80’li yıllara uzanan kısmını barındırıyor. İlk listede bir şekilde dışarda kalan “Fantasia”yı da başa ekledim...
Bu listeler daha genişletilmiş, detaylandırılmış, çocukların filmlerle kurduğu ilişkiler üzerine bir sürü farklı yazının da bulunduğu yeni bir kitap projemin de bir parçasıdır. Alıntı yapmak izne tabidir...
Listenin 3. bölümü yine burada yakında yer alacak... Takipte kalın...
İyi seyirler...
Burak Göral    
 
13. FANTASIA (Norman Ferguson, 1940)
1940 yapımı mucize gibi bir animasyon... 125 dakikalık bir Disney ve müzik şöleni... Schubert’inden Beethoven’a, Tchaikovsky’den Stravinsky’e dünyanın nice önemli bestecilerinden son derece tanıdık eserler eşliğinde Mickey, Donald ve birbirinden yaratıcı Disney figürleri... Her eser için animasyon klipler,  kısa hikayeler yaratılmış... Müziğin renklerle ve çizgilerle dansı “Fantasia”, çocukların hayal dünyasıhitap eden harika bir müzikal şov.. Bir yandan da klasik müziğe belli bir aşinalık sağlamak için de ilk adımınız olabilir... Özellikle Mickey’nin başrolde olduğu “Büyücünün Çırağı” bölümü ise çocukların en sevdiği bölüm olacak...
“Fantasia”nın devamı niteliğinde “Fantasia 2000” diye bir film de yapıldı... Onu da bu filmle beraber tavsiye ederim...Her yaştan çocuğa izletebilirsiniz.. 
Nereden bulunabilir: Her iki filmin de DVD’si Türkiye’de çıktı... 
 

14. YELLOW SUBMARINE (George Dunning, 1968) 

Hep söylediğim bir şey vardır: “The Beatles seven insanlardan kötülük gelmez” . The Beatles dünyanın başına gelen en güzel şeylerden biriydi... “Yellow Submarine” grubun 1968’deki aynı adlı tematik albümünün animasyon filmi. Eşsiz bir hayal gücüyle oluşturulmuş bir macera... Su altındaki Pepperland adlı ülkede müziksever insanlar yaşıyorlar. Ancak bir süre sonra bu huzurlu sakin günler, kötücül bir topluluk tarafından gerçekleştirilen bir saldırı sonucu bozuluyor. Tek umutları sarı bir denizaltıyla Londra’da su yüzüne çıkıp The Beatles üyelerini Pepperland’e getirmeye çalışan genç denizci Fred’dir... Fred; Ringo, John, Paul ve George’u bulur ve tehlikeli bir yolculukla birlikte müzikal bir macera başlar... 
Çocuklara hem müzik sevgisini aşılar “Yellow Submarine” hem de bugün bazılarının çok beğendiği çizgi dizi “Adventure Time”ın (Cartoon Network kanalında oynayan uçuk kaçık bir çizgi dizi) hayalgücünü çağrıştırır...Çocuklarınızın hayal dünyasına katkıda bulunmak ve onları Beatles ile tanıştırmak için çok uygun bir film...
Nereden bulunabilir: Filmin ülkemizde Blu-ray’i çıktı. Şahane bir ürün olmasına rağmen içinde Türkçe altyazı yok... Türkçe altyazıyla birlikte internetten edinilebilir.. 
 

15. PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI / A PAL UTCAI FIUK (Zoltan Fabri, 1969) 

Ferenc Molnar’ın ölümsüz çocuk romanı dev gibi bir cesaret öyküsüdür... Pal sokağının çocukları iki çeteye ayrılmıştır ve adeta bir asker disipliniyle birbirleriyle toprak savaşına girişirler. İçlerinde en ufak tefek olanı, sarışın Nemeczek hepimize büyük bir ders verir. Onurla, cesaretle, dimdik durarak tüm zorluklara rağmen ayakta kalmayı bize öğretir. “Pal Sokağı Çocukları”nın mutlaka çocuğunuza okuyunuz. Sonra da usta Macar yönetmen Zoltan Fabri’nin bu harika uyarlamasını oturup beraber izleyiniz, sonunda biraz üzülebilirsiniz ama hayat da böyle bir şey malesef... Nemeczek çocuğunuza inandığı şey için mücadeleden asla vazgeçmemesini öğretecek. Ama dikkat etsin Nemeczek gibi zatürreye de yakalanmasın! 
Nereden bulunabilir: Filmin Türkiye’de DVD’si hiç çıkmadı... Yurtdışından edinebilir ya da internetten Türkçe altyazıyla izleyebilirsiniz...    
 
16. WILLY WONKA VE ÇİKOLATA FABRİKASI / WILLY WONKA AND THE CHOCOLATE FACTORY(Mel Stuart, 1971)  
Roald Dahl’ın bu enteresan çocuk kitabının tuhaf uyarlaması bambaşka bir evrene sokar izleyicilerini...
Çikolata fabrikası sahibi Willy Wonka yıllardır sakladığı çikolata fabrikasını beş şanslı çocuk ve onların velileri çin açmaya karar verir. Bu beş çocuk hem fabrikanın içini gezecek ve bu muhteşem lezzetlerin nasıl yapıldığına şahit olacaktır, hem de içlerinden şanslı olan bir tanesinin ömür boyu çikolata ihtiyacı karşılanacaktır. Bu çocukların en fakiri Charlie bir süre sonra bu yolculuğun yıldızı olacaktır... İçerde ters giden bazı durumlar onun sayesinde aşılacaktır...
Paranın getirdiği özgüvenin yanıltıcı olduğunu, oburluğun bazen ne kadar zarar getirdiğini, mutevazi bir kişiliğin, dürüstlüğün ve samimiyetin ne kadar ayırt edici olduğunu gösteren zengin temalı bir çocuk fantezisi...
Tim Burton’ın Johnny Depp’li yeniden çevrimi (Charlie'nin Çikolata Fabrikası) de bir ölçüde eğlenceli ama bu ilk uyarlaması daha kıymetli.. Hem belki Gene Wilder’ı da özlemişsinizdir..
Nereden bulunabilir: DVD’si çok yıllar önce çıkmıştı ama artık mağazalarda bulunması imkansız... Amazon’dan getirtebilir ya da internetten edinebilirsiniz... 
 
ÖNEMLİ BİR UYARI:
 
“KÜÇÜK PRENS” (Stanley Donen, 1974) bu listede niye yok?
Kronolojik olarak 70’li yıllara gelmişken bu küçük uyarıyı yapmak istedim bu 1974 yapımı film için...
Evet “Küçük Prens”in film uyarlaması bir başyapıt değil kitabın aksine..! Antoine de Saint-Exupéry’nin ölümsüz eserinin bu ilk sinema uyarlaması yarı müzikal bir anlayışla yapılmış ama yine de biraz ağır bir ritmde ilerleyen bir film olmaktan kurtulamamış. İlk sorunu bu. Bazı şeyler kitapla birebir aynı. Ama okurkenki tadı vermekten çok uzak çekilmişler.
Aslında çok fazla öneremiyor oluşumun ikinci bir nedeni daha var: Kitapta filmdeki kadar “net” bir son yoktur. Filmin sonunda ise Küçük Prens yılan ısırığıyla ölüyor. Üstelik yönetmen Donen bu sahneyi uzattıkça uzatıyor... Bazı çocuklar bundan çok kötü etkilenebilir... 'Nasılsa kitabı iyi' diye filmine de hemen saldırmayalım yani... İlle de izlettmek istiyorsanız çocuğunuz en az 10 yaşına gelinceye kadar bekleyin... Ya da çocuğunuzun hassasiyetine göre hiç de izletmeyebilirsiniz. Sadece kitabını okumak da yeterli olabilir... Film kitaptaki kimi temaları; yani kibirli olmamak, görmekle bakmak arasındaki farkı anlamak, dünyada eğlenceye de yer olduğunu unutmamak, sevginin ve özgürlüğün önemini anlamak gibi temaları kitaptaki kadar iyi görselleştirememiş... Yine de merak edenlere duyurayım...
Nereden bulunabilir: Türkçe altyazılı DVD’si Türkiye’de çıkmıştı. Güç de olsa bulunabilir... 
 
17. SÜT KARDEŞLER (Ertem Eğilmez, 1976)
Ben Kemal Sunal’ı, Şener Şen’i ve Adile Naşit’i oğluma ilk önce bu filmle tanıştırdım... "Süt Kardeşler"in öğretici bir mesajının olduğunu söylemek zor. Her ne kadar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Gulyabani” romanından oldukça serbest bir uyarlama olsa da katıksız bir komedidir.
İki bahriyeli er olan Şaban ve Ramazan, Şaban’ın sütannesinin konağında kaldıkları günler içinde çok heyecanlı olaylar yaşarlar. Geceleri ortaya çıkan ve konak sakinlerini çok korkutan Gulyabani adlı bir canavar vardır çünkü...
Gerçek hayatta canavar diye bir şeyin olmadığını ve filmin sonunu beklemesini söylerseniz çocuklar için sorun olmaz diye düşünüyorum... Tabi Gulyabani’nin ilk göründüğü sahne biraz korkutucu olabilir... Zaten 8-9 yaşından önce izletilmemesi daha doğru...
Ben “Şabanoğlu Şaban”ı, “Tosun Paşa”yı da çok severim ancak bu iki filmi eğer çocuğunuz “Süt Kardeşler”i severse izletin. Bir de diğer iki filmde onun anlayamayacağı bazı yetişkin espriler de mevcut... 
Nereden bulunabilir: Restore edilmiş versiyonu televizyonda sık sık gösteriliyor. Youtube’dan ve tablette çeşitli film kanallarından da izlenebilir. 
 
18. STAR WARS (George Lucas, 1977) 
Tabi ki ilk üçleme ve ikinci üçlemeyi yani 6 filmi öneriyorum bu başlıkta...
Benim çocukluğum jedi olma hayalleriyle geçmişti... George Lucas’ın büyük ölçüde eski Japon kültüründen etkilenerek oluşturduğu Jedi kültürünü ve ahlakını özellikle erkek çocuklarına çok güzel anlatabilirsiniz. Jedi ahlakı kişinin karanlık tarafına yani kötülüğe meyilli tarafına teslim olmayıp iyilik ve özgürlükten yana olmasını sağlamakta. İlk üçleme (IV – V – VI) klasik iyi-kötü savaşına odaklanmışken (ve politik olarak Amerikan değerlerine yaslanmışken), sonraki üçleme (I – II – III) aydınlıktan karanlığa doğru yol alan, sert ve muhalif filmlerdir. 
Anakin Skywalker’ın Darth Vader’a dönüşmesi, ondaki endişe duygusunun baskın olmasıyla başlıyor. Çocuklarınıza hayatın getireceği tüm olumsuzluklara rağmen endişenin ve korkularının esiri olmamalarını, aksi taktirde sonlarının Anakin gibi ‘kötüleşmek’ olabileceğini anlatabilirsiniz. Jedi’ların silah değil ışın kılıcı kullanmaları bile çocuğunuzun oyuncak silah tercihlerini etkileyebilir...  
Bizim kuşak bu filmleri tabi ki 4-6-5-1-3-2 sırasıyla izlemişti... Dramatik etki böyle olunca daha sağlam çıkıyor ortaya... Ama çocuğunuza erken yaşlarda, mesela 5 - 6 yaşında izletmeye başlayacaksanız kronolojik sırayı tercih etmeniz hem sizin hem de onun için daha az yorucu olacaktır... 
Nereden bulunabilir: DVD paketleri satıla satıla bitmiyor... Episode I – II – III’de türkçe dublaj var ama eski üçlemenin DVD’lerinde Türkçe dublaj yapılmadı hiçbir zaman...   
 
19. NEŞELİ GÜNLER (Orhan Aksoy, 1978) 
9-10 yaşlarında bir çocuk, eski samimi Türk komedi filmlerine hazır demektir... Arzu Film ekolüne ait kimi filmleri biz hâlâ bıkmadan usanmadan izleyip hâlâ birbirimize anlatırken onları bunlardan niye mahrum edelim ki?Çocuklarımızın bir zamanların Türkiye’sini, insanlarını ve nelere gülündüğünü bilmeleri, tecrube etmelerini ben çok önemsiyorum... Bu yüzden bu filmlerden öncelikli olarak “Neşeli Günler”i öneriyorum... Sadık Şendil’in senaryosu çok insani duygularla yazılmış, içten ve sıcaktır.
6 çocuklu ve turşuculuk yaparak geçinen Kazım Efendi ile Saadet Hanım, turşu suyu yüzünden kavga edince evleri ayırmaya karar veren evli bir çifttir! Herkes üçer çocuğunu alır ve ayrılırlar. Aradan yıllar geçer ve çocuklar büyüyünce birbirlerini bulmak isterler... “Neşeli Günler”, “Mavi Boncuk” ve “Gülen Gözler” gibi filmler bugünün Türk toplumunda giderek kaybolmaya yüz tutmuş kimi değerleri hatırlatması açısından önemli, seyri kolay ve eğlenceli filmlerdir... Aile olmanın ne olduğunu, komşuluğu, sevgi ve saygının bir arada nasıl tutulabileceğini, yardımseverliği, samimiyet ve mutevazı olmanın anlamını anlatan filmlerdir... Mutluluğun parayla çok ilgisinin olmadığını da -fazla gerçekçi olamadığı zamanlarda bile- güzel anlatır bu filmler... 
Nereden bulunabilir: Restore edilmiş versiyonu televizyonda sık sık gösteriliyor. Youtube’dan ve tablette çeşitli film kanallarından da izlenebilir.
 

20. THE MUPPET MOVIE (James Frawley, 1979)

Jim Henson’ın TV şovu “The Muppets”ın keşke tüm bölümlerinin olduğu bir DVD paketi çıkarılsa... Ancak malesef bu pek mümkün gözükmüyor şimdilik. İnternette her bölümü bulmak hatta kimi bölümlerin Türkçe altyazısına da erişmek mümkün. 
“Susam Sokağı” kadar eğitici olmak derdinde olmayan, daha çok eğlenceli olmayı hedefleyen “The Muppet Show”un ilk sinema filmi 1979 yapımı olan bu filmdir... Kermit ve arkadaşları Hollywood’a doğru yola çıkıp ilk sinema filmlerini çekmeye çalışırlar bu filmde. Kaliteli esprilerle dolu, birlikte izlendiğinde çok eğlenebileceğiniz bir film bu. 4-5 tane devam filmi de var üstelik... Yeni çevrim “Muppet” filmleri de -özellikle de 2011 yapımı “Muppets”ı- hararetle öneriyorum. 2011 yapımı “Muppets”ın çocukların “özgüven” meselesini çok iyi çözen bir hikayesi var. “Man or Muppet” şarkısına da ayrıca dikkatinizi çekmek istiyorum... 
Nereden bulabilirim: Eski Muppets filmlerinin DVD’leri Türkiye’de bulunamaz malesef. Onları internetten ya da Amazon’dan bulabilirsiniz... 2011 yapımı “Muppets” filminin DVD’si ise kolayca bulunabilmekte...
 

21CAZCI KARDEŞLER / THE BLUES BROTHERS (John Landis, 1980)

Aslında “Cazcı Kardeşler” tipik bir çocuk filmi değil. Ama müzikal filmleri çocuk dünyasına çok yakıştırıyorum ben.. Özellikle de blues ve soul temalı şarkılar barındıran bu son derece eğlenceli filmin hareketli sahneleri de çocukları çok eğlendirecektir.
Hapisten yeni çıkan Jake ve Elwood adlı müzisyen yetimler, büyüdükleri yetimhanenin vergi borçlarını ödemek için dev bir konser organizasyonu gerçekleştirmeye çalışırlar... Ama önlerinde aşmaları gereken bir sürü engel vardır... 
Film iyi bir amaç uğruna önlerine çıkan tüm engelleri inatla aşmaya çalışan iki adamın hikayesi aslında. Ve şahane müzikler, müzisyenler gırla gidiyor film boyunca... Filmin muhteşem müzikleri çocukları blues ve soul müzikle de tanıştırmış olacaktır...
Tabi filmde biraz argo, içki ve sigara tüketimi var... Ama çıplaklık yok... 
Bu çılgın komediyi 11-12 yaşlarındaki çocuklara izletmek daha doğru olacaktır... 
Nereden bulabilirim: Filmin DVD’si Türkiye’de mevcut. Ama dublajı yok...
 

22. KUTSAL HAZİNE AVCILARI / RAIDERS OF THE LOST ARK (Steven Spielberg, 1981) 

Benim çocukluğumun kahramanlarından biri Han Solo ise diğeri de Indiana Jones’tur... (İkisini de canlandıran aktörün Harrison Ford olmasına rağmen en sevdiğim oyunculardan olmaması da enteresandır). Bir arkeolog olan profesör Jones, maceradan maceraya atlayarak dünya tarihine ve kültürlerine ait değerli şeylerin kötülerin eline geçmesine engel olmakta ve onları olması gereken yerlere yani müzelere emanet etmektedir... Steven Spielberg’in bu katıksız macera filmleri çocukların kaliteli eğlence zamanları için ideal. Ayrıca eğitimini aldığı mesleğinde uzman bir arkeologdur Jones ve bilgi düzeyi çok yüksektir. Yani çocuklarınıza çok bilgili biri olmanın, eğitimlerini tamamlamalarının avantajlarını anlatmanız açısından da örnek teşkil edebilir. 
İlk filmde sözkonusu kutsal sandığın açılış sahnesiyle, ikinci filmin birkaç sahnesi küçük çocukları biraz ürkütebilir. Ama üçüncü filmde öyle bir sorun yok. Oldukça zorlama olan ve ilk üç filmin yanına bile yaklaşamayan dördüncü filmi izletmeseniz de olur kanımca ama haberi olduğunda onu da izlemek isteyecektir illa ki...! 
Nereden bulabilirim: Dört filmin de Türkiye’de DVD’leri bulunuyor... Dördüncü film hariç diğerlerinde Türkçe dublaj yok...
 

23. E.T. / E.T.: The Extra-Terrestrial (1982)

Annesiyle babası ayrı olan ve kendisini çok yalnız hisseden 10 yaşındaki Elliott, yanlışlıkla dünyada unutulmuş yalnız bir uzaylı çocukla karşılaşırsa ne olur? Elliott’un E.T. ile olan dostluğu ve onu ‘anlayışsız’ büyüklerden koruyup evine döndürebilmek için verdiği mücadele yürek ısıtan bir tonda anlatılır. 
Çocukların düyasından bir saniye bile uzak durmayan bir anlayışla çekilmiş bu önemli klasik... Kameranın durduğu açı bile çoğunlukla çocukların boylarını geçmiyor. Birbirinden ne kadar farklı olsalar da çocukların birbirleriyle doğru iletişim kurabileceklerinin bir kanıtıdır bu film. Birbirini anlamanın ne kadar önemli olduğunu, iyiliğin ve masumiyet gibi duyguların evrensel olduğunu ve gerçek arkadaşlığın anlamını “E.T.”den daha iyi anlatan film azdır doğrusu...
Kız erkek farketmez, 6-7 yaşından itibaren gönül rahatlığıyla izletin... 
Nereden bulabilirim: Türkiye’de DVD’si bulunuyor... Türkçe dublajı yok...
 

24. THE KARATE KID (John G. Avildsen, 1984) 

Ergenliğe adım atan çocukların özgüven problemlerine iyi gelecek bir filmdir “The Karate Kid”... Babasından ayrı annesiyle yaşayan Daniel yeni taşındıkları mahallede çevresiyle uyum sorunu yaşarken mahallenin karate kulübünün serseri gençleriyle atışır. Bu kabadayı çocuklardan en başta sıkı bir dayak yer ama yeni tanıştığı Japon asıllı tesisatçı Bay Miyagi ona kendisini savunmayı ve ne olursa olsun yılmamayı, sabrı ve kendi bedeniyle dost olmasını öğretecektir...
Spor, depresyona meyilli bir çocuğun hayatını kurtarabilir, onu iyileştirebilir. “The Karate Kid”de Bay Miyagi, zaten özgüven sorunu yaşayan Daniel’ın intikam hislerini ve kızgınlığını şiddetten uzaklaştırıp spora yöneltmesini sağlar. 
Ayrıca ben benim oğluma gerektiği yerde kendisini savunması için Bay Miyagi’nin taktiğini de öğrettim bu filmle: “cilala, parlat!” Filmi izleyenler anlamıştır...!
Çocuklara 9-10 yaşlarından itibaren izletilebilinirse daha iyi anlayacaklardır... Filmin 2010 yapımı Jackie Chan’li yeniden çevrimi de kötü bir film sayılmaz ama (orada çocuk daha küçük) ben yine de bu 1984 yapımı orijinalini tercih ederim... 
Nereden bulabilirim: Türkiye’de DVD’si çıkmıştı, ancak bu zamanlarda bulmak biraz zor olabilir...

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için